Oğlumun öfke nöbeti

ofke

Oğlumun öfke nöbeti;

Bugün oğluşumla hangi etkileşimimizi yazsam diye düşündüğüm sırada 2 yaş sendromunun tipik bir parçası olan öfke nöbetini paylaşmaya karar verdim.

Bu kararı vermek zordu. Aile seanslarında anlattığım şeyleri hatırlayabildim mi, bu bilgiler ışığında duygularımı yönetebildim mi, sonucunda sakin kalıp sadece bu nöbetin geçmesini bekleyebildin mi… Yani özetle yeterince iyi bir anne olabildim mi sorusuyla baş başaydım ve tam da bu yüzden bu paylaşımı yapmanın çok kıymetli olacağını fark ettim çünkü bunlar yalnızca benim değil pek çok ebeveynin bu gibi zor anlarda baş etmeye çalıştığı düşüncelerdi.

Bizim için bu kadar kıymetli olan yavrumuzun yoğun bir öfkeyle yüksek sesle bağırarak ağlaması elbette biz ebeveynler içinde oldukça tetikleyici olabilir ve tetiklendiğimiz zaman ilk devreye giren davranış biçimi ise benzer yaşlardayken bize gösterilmiş olan davranışlar olabilir.

Çünkü stres anlarında yeni bilgileri hatırlayıp hayata geçirmek pek kolay değildir. Onun yerine alışık olduğumuz döngüleri sürdürmeye teşvik eder zihnimiz. Beynimizin yüksek fonksiyonlu kabul edilen bölgelerinden gelen beceriler bizden koşarak uzaklaşırken daha ilkel sayılabilecek hayatta kalma becerileri önem kazanır.

Uygar için o anda bu öfke nöbetini başlatan şey beni ısırmak istediğinde ona sınır koymam oldu. Sakinleştikten sonra tekrar düşündüğümde sebebinin dün oyun oynarken bir başka çocuğun onu ısırmış olmasını ve bugün ise benzer bir davranış sergileyerek yaşadığı zorluğu işlemlemeye çalıştığını fark ettim elbette, fakat o anda bunu göremedim.

Zihnim otomatik tepkisini vermek istedi; kulaklarımı kapatmak, bağırmak veya odadan ayrılmak gibi. Ama derin bir nefes alıp yanında kalabildim ki bunu her zaman yapamam. ? Bu sefer yapabilmiş olmak bana da umut verdi. Bir süre daha ağlamasına eşlik ettikten sonra ona sarılmayı teklif ettim, o da kabul etti ve ısırdığı yeri birkaç kez yavaşça öptü? Elbette bu öpücüğün iyileştiremeyeceği hiçbir şey yoktu.

Kendim ve tüm ebeveynler için dilerim çocuklarımızla ilgilenirken otomatik tepkilerden kolayca sıyrılıp, mantığa ve bilime yaklaşabileceğimiz, şefkat dolu etkileşimler yakalama fırsatımız olur..