Uygar son günlerde ısırmaya başladı ? Bunu özellikle beni uzun süre görmediği, veya görse bile bölünmemiş dikkatimin uzun süre onun üzerinde olmadığı günlerde yaptığını fark ettim?
Uzun bir bekleyişin ardından orada olmayışıma öfkesini bu şekilde dışa vuruyordu.
Bu noktada bana düşen ise hangi duyguyu hissederse hissetsin ona kabul edildiğini ve koşulsuzca sevildiğini hissettirmekti. Çünkü kötü duygu yoktur, yalnızca doğru kanala yönlendirilmemiş duygular olabilir. Doğru kanala yönlendirmek ise ebeveynin yol gösterici olarak devreye girmesi gereken yerdir. Peki nasıl?
Bağlanma temelli ebeveynliğin yöntemlerini kullanarak hem sınır koyup hem de duygu ve ihtiyaçlarını gözeterek. Örneğin burada ben şunu denedim: “Bana öfkelisin ve beni ısırmak istiyorsun fakat ben ısırmak için değilim. Elmalar ve havuçlar ısırmak için olabilir.”
İlk denemede işe yaramadı… O sırada hem çok heyecanlı hem de ajite durumdaydı. Sonraki 3-4 denemede de işe yaramadı. Isırmaya devam ettiği için kendimi kurtarıp ondan uzak kalmayı seçtim aksi takdirde ben de öfkemi yönetemeyip ona bağırmaya başlıyordum. Derken harika bir şey oldu. Yine beni ısırmaya çalışacağına inandığım bir sırada bana doğru koştuktan sonra benim çok sevdiğim peluş ayıcığı aldı ve kucağıma koyup onu ısırdı!
Bu alternatifi ben sunmamıştım ve o ihtiyacını karşılayacak kabul edilebilir bir çözüm üretmişti. Yaratıcılığına da duygusunu yönetme şekline de bayıldım tabii. Ve yaptığı şeyi aynalayarak çabasını takdir ettim (olumlu davranışı parlatmak, olumsuzu vurgulamaktan daha iyi sonuç verir ?).
Elbette bütün bunları alışkanlık haline getirmek için bizlerin de zamana ve çabalamaya ihtiyacı var. Bilmemize rağmen uygulamakta çok zorlanıyorsak da destek almak en önemlisi. Denemeye devam ettiğimiz sürece umut hep var…